SALGIN BİZE NELER HATIRLATTI?

 

İngiltere’den Türkiye’ye geleli tam bir hafta oldu bugün. Sağolsun çok kişi özelden mesaj atıp sormuş, nasılsınız, Londra’da durum nasıl, döndünüz mü diye. Çok teşekkürler. Döndük, bir haftadır evde karantinadayız çocuklarla. Aşırı neşeli geçiyor :)

 

Dördü çocuk olmak üzere altı kişi olarak yaşadığımız evdeki karmaşadan arta kalan zamanlarda birçok şey düşündüm. Zihnimin çoktandır ziyaret etmediğim tenhalarında gezdim durdum. Diyorum ki, acaba dünya kendisine yapılan haksızlıklar karşılığında bir ders mi vermek istiyor biz insanoğluna: “Doğaya dikkat et, onu koru, kıymetini bil, seni temizlik ve oksijen kurtaracak, zira gün gelir bir solukluk o nefese ihtiyacın olabilir” mi diyor Sevgili Dünya. Veya “Eşine dostuna kırıcı olma, sev sarıl sahip çık, evlere kapanır da sokaklara çıkmazsan bir dost yüzüne hasret kalırsın mı diyor” bize.

 

Durup dinlenmeden çalışan insanoğluna bir kırmızı ışık yakıyor ve ‘yavaşla’ diyor sanki. İnsan dünya üzerinde bir kum tanesi aslında, elinde bir iğne kazdıkça kazıyorsun, çoğu zaman neyi eşelediğini bile fark etmeden. Gün geliyor aşırı önemli işler yaptığını düşünüyor, boşluğun doldurulamaz projelere imza attığını sanıyorsun. ‘Ben gidersem yıkılır bu şirket! En iyi mühendis, işletmeci, ev kadını, akademisyen benim!’ yanılgısına düşüyorsun. ‘En ressam, en psikolog, en bankacı benim, bulsunlar bakalım benim gibisini’ diyorsun. Buluyorlar. Dolmaz zannettiğimiz o boşluklar hemen doluyor, biz farkında bile olmadan. Tamamen yanılsama insanoğlunun kendine biçtiği değer, o değerle kendine verdiği hırslı zarar, tamamen bir yanılsama...

 

Birey değil, bireyler önemli; hepimizin toplamı bir zinciri oluşturuyor, zincirdeki bir halka koparsa gücümüz zayıflıyor. Ben-sen değil de ‘biz’ diyebilmek, toplumsal beraberlik ve dayanışma açısından çok önemli. Virüsün hepimizi zorunlu olarak evlere koyduğu bu dönemde bir kez daha anladık bunu. Hayat durma noktasına mı geldi, yoksa zaten var olan düzen fazla hızlıydı da hayat daha dengeli bir noktaya mı geldi bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var, insanın ruh ve beden sağlığı için daha az stresli bir noktaya taşımaya çalışıyor bizi dünya.

 

Çocuklar her gün okuldan yorgun argın gelip, gece geç saatlere kadar ödev yapıyor, biz ana-babalar uzun iş saatlerinden sonra eve varıp çocuğumuzla hakkıyla ilgilenememiş olmanın dayanılmaz ağırlığı altında eziliyor, çaresizce taşeron anne babalara başvuruyorduk; şoför amcalar, bakıcı teyzeler, oyun ablaları... Sabahları çocukları okula hazırlarken yaşanan amansız telaş içinde, 'aç ağzını ilacını vereceğim daha, yumurtanı bitirmemişsin, okul çantanı unutma' sesleri arasında ayakkabılarını giyip servise yetişmeye çalışan minik yavrular vardı. Dünya çivisi çıkmış şekilde var gücüyle dönüyordu. Durdu. Adeta ‘siz de durun ve düşünün’ dercesine durdu virüsle beraber. Geriye sakin kahvaltı sofraları, telaşsız sabahlar, upuzun günler kaldı.

 

Birçok şey öğrendik bir haftalık karantinalı hayatımızda. Zaman denen o kıymetli şeyin gün içinde ebeveyn ve çocuk arasında nasıl adilce dağıtılması gerektiğini öğretti bize dünya. Unuttuklarımızı hatırlattı. Çocuğumuzla gün içinde mutlaka bir miktar oynamayı, yürümeyi, kek yapmayı, beraber olmayı hatırlattı. Hızlıca bakıp geçtiğimiz çiçeklerimizi, yemeğimizi, vazomuzu, koltuğumuzu görmeyi, ‘bakmak’ ve ‘görmek’ arasındaki farkı sorgulamayı hatırlattı.

 

Doğal olana, dengede olana yaklaştık bu hafta. Hamur mayaladık, evdeki çiçeklerin toprağını değiştirdik, dolap içlerini, kitaplıkları düzenledik, akşam sofralarını beraberce kurduk, beraberce kaldırdık, nevresimi değiştirirken bir ucundan da sen tut dedik yavrumuza; unuttuğumuz iş bölümünü hatırladık. En önemlisi de aç kalırız endişesiyle stok yapmanın hata olduğunu, kısıtlı kaynakların adilce dağıtılması gerektiğini, ‘bende çok, sende az olsun’ sisteminin hiç de işlevsel olmadığını hatırladık.

 

İçinde bulunduğumuz bu dönemde, ev hayatımızdaki boşlukları telaşla doldurmak yerine, aile olmanın gücünden faydalanabilmeyi dilerim. Sanırım sessiz sedasız bir altyazı ile dünyadan gelen bu mesajı iyi okumak gerekiyor. Okuyalım ki hayata katkımız olsun. Aydınlık günlere…. ☀️

 

 


YORUMLAR (9)

  • Sersu 6 ay önce
    Düşünceleriniz çok kıymetli, kaleminiz de bir o kadar duru
    Cevapla

  • Sersu 6 ay önce
    Düşünceleriniz çok kıymetli, kaleminiz de bir o kadar duru
    Cevapla

  • Sersu 6 ay önce
    Düşünceleriniz çok kıymetli, kaleminiz de bir o kadar duru
    Cevapla

  • Sersu 6 ay önce
    Düşünceleriniz çok kıymetli, kaleminiz de bir o kadar duru
    Cevapla

  • Sersu 6 ay önce
    Düşünceleriniz çok kıymetli, kaleminiz de bir o kadar duru
    Cevapla

  • Sersu 6 ay önce
    Düşünceleriniz çok kıymetli, kaleminiz de bir o kadar duru
    Cevapla

  • Sersu 6 ay önce
    Düşünceleriniz çok kıymetli, kaleminiz de bir o kadar duru
    Cevapla

  • Sersu 6 ay önce
    Düşünceleriniz çok kıymetli, kaleminiz de bir o kadar duru
    Cevapla

  • Büşra 4 ay önce
    "Dünya çivisi çıkmış şekilde var gücüyle dönüyordu. Durdu. Adeta ‘siz de durun ve düşünün’ dercesine durdu virüsle beraber. Geriye sakin kahvaltı sofraları, telaşsız sabahlar, upuzun günler kaldı." Aynen öyle Evren hanimcigim.. Bende şu karantina sürecinde ciddi mana da çok dinlendim... Yani ruhen.. Hep bir yerlere yetişmek, sürekli koşturmak, adeta zamanla savaşmak bana hiç iyi gelmiyormuş
    Cevapla

POPULER POST